Ortopedik Engelli Tango

Başıma her seferinde keyifli işler açan Süreyya Oskay’ın, 2015 baharında Çanakkale’ye kültür ve sanat festivaline gidiyoruz, seni de tango atölyesi için yazayım mı diye sormasıyla bambaşka bir dünyaya yaklaşmakla kalmayıp doğrudan içine girmiş oldum; engelliler. Tango çalıştaylarının olduğu yerde Esenler Ortopedik Engelliler Derneği de yaptıkları cam, seramik, filografi vb. ürünlerini sergiliyordu. Neden tangoyu denemeyelim diye bir fikir çıkınca her şey değişti. Tüm üyelerle birkaç parça dans edip İstanbul’a dönünce aklıselim bir proje yürütme kararı aldık. Tango camiasında çok meşhur bir laf vardır; yürüyen herkes dans edebilir. Benim için hiçbir hükmü yok bunun. Artık durabilen herkes dans edebilir diyorum. Sebep? Ekibimizde fiziksel bütünlüğü yerinde olan kişilere göre bazı fazla ve eksiklerimiz var. Meselâ, eksik olarak yürüme hatta algılama becerilerimiz var. Fazladan ise tekerlekli sandalye ve koltuk değneklerimiz var ama en önemlisi çok fazla isteğimizin olması.

Ortopedik Engelli Tangoİstanbul’da derslere başlamadan önce dernek başkanı Ayşe Özhan ile görüşüp engellilere nasıl yaklaşılmasının daha doğru olacağı hakkında bilgi aldım. Benim gibi düşünenler için özet geçeyim; herhangi birine nasıl davranıyorsan öyle davran. Ne negatif ne pozitif ayrımcılık yapılmalı.

Daha önce yürüyemeyen kimseyle dans etmediğim ve daha önemlisi yürüyemeyen kimseye dans etmeyi öğretmediğim için ne yapacağımı, ne yapabileceğimi, ne yapabileceklerini bilmiyordum. İlk ders günü kaç kişi geleceğiniz dahi bilmiyordum. Ailesi tarafından sen dans edemezsin denilenler ve hatta kendisi dans etmeyi beceremem diyenler olduğunu biliyordum yalnızca. Onların hepsini derste görmek sevindiriciydi. Tüm ön yargılara karşı dans etmek için uğraştık, çok çabaladık, çok zorlandık ama artık başladık bir kere. Geri dönüşü yok.

Derslerde neler yaptığımıza gelince; önce ben tekerlekli sandalye ve koltuk değneği kullanmayı öğrendim. Ayakta durabilenlerle uzun uzun denge, sandalyeler ile saatlerce dönüş çalıştık. Bazen sağ ve sol ile başa çıkamayınca isimleri kapı ve ofis oldu. Kimi zaman neredeyse ağlayacak kadar azar işitildi. Komando kampından hallice bir çalışma ortamında ilk gösteri tarihi olan Dünya Engelliler Günü için hazırlandık. Beş ay gibi, herhangi bir sanat için kısacık sayılacak bir sürede önemli bir yol katettik ve ilk gösterimizi sahneledik.

Tango öğreniyor olmanın yanında dolaylı yoldan fizik tedaviye katkı sağlamış olduğumuzdan özellikle ayakta durabilen öğrenciler sokakta daha rahat yürüyebilmeye, daha dengeli olmaya başladı. Fiziksel olarak gelişmek iyi, güzel ama bana göre daha önemli olan yapılamaz denen bir şeyi başarmanın manevi etkileri.

Yazılması gereken çok şey var ama yeni gösteriler için hazırlıklara başlamamız gerekiyor.

Bu yapılan ise bence bir çalışmanın sonucu değil, sadece daha önemli çalışmaların başlangıcı.