Söz uçar müzik kalır

Müzik dinlerken neye önem verirsiniz?

Belki ucu çok açık bir soru fakat hemen hemen bütün öğrencilerime en az bir defa sormuşumdur.

Aldığım yanıtlar ise çoğunlukla ritmine ve müziğine oluyor. Dinlenilen müziğin, müziğine dikkat etmenin besteye dikkat etmek demek olduğunu biraz gecikmeli olarak anlamıştım. Soruyu sorduğum insanlar ilk okulu dahi bitirmemişten profesör unvanına sahiplere kadar çeşitli eğitim ve 6 ile 70 arası yaş yelpazesinde. İçlerinde şarkıcının sesine dikkat ederim diyen de var şarkıcının fiziği önemli diyen de. Gördüm ki soruyu sorduğum yüzlerce kişi arasından çok azı yanıt olarak söz (güfte) diyor. Türk kültürü ya da biraz daha genişletirsek Anadolu hatta orta doğu kültürü ile yetişmiş kişilerin müzikteki önceliği ritim, beste ve en son güfte.

Biraz bizden örnekler ile gidelim sonra tangoya geçelim.

Aslan yârim senin adın Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi on yediye

Eminim ki okurken bile pek çok kişi kıpırdanmaya başlamıştır. Peki, bu güzel türkü neyi anlatmaktadır? Çanakkale Savaşı sırasında savaşacak erkek kalmayınca 1315 yani hicri 1900 doğumlu çocukların Çanakkale Savaşı için çağrılması üzerine yazılmıştır. Endaze, 65 santimetrelik ölçü birimi. Fistan, kefen teşbihi. Özetle askere alınan ve geri dönmeyen 15 yaşındaki çocuklar için yazılmış ağıtta göbek atan bir milletiz. Başka örnekleri de sıklıkla karşımıza çıkar (bkz: Âşık Mahsûni Şerif’in Domdom Kurşunu türküsü)

Kendi türkü ve şarkılarımızda sözü, hikayeyi anlamadan yalnızca müziğine göre, hele biraz da kıvrak (!) ritimler varsa kendimizi kaybederek dans ediyorsak kültürü bize binlerce kilometre uzaklıkta olan tangolarda ne yapalım?

Tango müzikleri de özünde Arjantin’in türküleri, şarkıları. Mesela La Cumparsita ya da diğer adıyla Si Supieras. Türkiye’de düğünlerin vazgeçilmez giriş parçası. Erkeğin elleri kadının belinde, kadının elleri erkeğin omuzlarında, gözler birbirine kilitli, hafif utangaç bir gülümseme ile pistte salınırken arkaplanda çalan parçanın sözleri:

Arkadaşlar artık ziyaret için dahi gelmiyor,
Kimse kederimi teselli etmek istemiyor.
Beni terk ettiğin günden beri göğsümde ızdırabını hissediyorum.
Söyle ey sevgili şu zavallı kalbime ne yaptın?
Tam düğüne yaraşır parça. Ayrılık, kayıp, ızdırap…

Dans ederken genellikle sözü olmayan eserler seçme sebebim budur. Biliyorum ki İspanyolca bir şarkıya, bir yabancı Türkçe bilse dahi “Hastane önünde incir ağacı” sözünden ne kadar anlam yükleyebilirse o kadar anlam yükleyebileceğim. O zaman saz eserleri devreye girdiğinde komik duruma düşme ihtimalimiz giderek azalacaktır.

Yalnızca söz deyip geçmemek gerek. Sözlerin anlamına dalarak güftekâr hakkında neler yaşamış, neler hissetmiş hatta yaşadığı çağ ve etrafı hakkında bile pek çok bilgiye ulaşılabilir.

Amerika’da polis çeteler hakkında bilgi toplamak için özellikle çetelerle bağı olduğunu bildikleri rap gruplarını yakın takibe almış durumda. Yakın takip derken fiziki takip değil. Rapçilerin YouTube kanallarında yeni çıkan tüm parçaların sözlerini analiz edip istihbarat toplamaya çalışıyorlar. (İlgili haber metnine New York Times’ın http://www.nytimes.com/2014/01/08/nyregion/seeking-clues-to-gangs-and-crime-detectives-monitor-internet-rap-videos.html adresinden ulaşılabilir.)

Kimi insanların beste ve güfteyi ayıramamasına karşın kimisinin bunlardan birisinin anlamsız olmasını düşünememesi tıp dünyasını da meraklandırmış. Güfte ve besteyi birbirinden ayırmanın mutlaka bilimsel bir açıklaması olmalı diyen Almanlar beyni manyetik rezonans taraması ile inceleyip kısmen de olsa bir sonuca ulaşmışlar. Deney şöyle gerçekleşiyor; 6 şarkıdan oluşan 4 farklı seti 12 gönüllüye dinletiyorlar. İlk şarkı grubunda bütün şarkılar birbirinden farklı ezgi ve sözlere sahip. İkincisinde sözler aynı fakat ezgiler farklı. Üçüncüde sözler farklı ezgiler aynı ve dördüncüde hepsi aynı (Aşağıdaki kaynaktan deneklere dinletilen sesleri dinleyebilirsiniz). Tarama sonucunda üst şakak oluğunda (superior temporal sulcus, STS) tepki görüp incelemişler ve STS’nin ortasında söz ve melodi tek işaret olarak işlem görürken ön STS’de yalnızca sözlerin işleme alındığı gözlenmiş. Ekip ezgiyi özel olarak işleyen bir bölge bulamamış. Birleşik Krallık’tan Sussex Üniversitesi çalışmayı beğenirken İsveç’teki bağımsız bir nöroloji merkezi ise beynin farklı uyaranlara aynı bölgede tepki verebileceği tezini öne sürerek çalışmayı onaylamamış.
(kaynak: https://www.newscientist.com/article/dn18626-music-and-lyrics-how-the-brain-splits-songs/)

Siz ister bilimsel bakın ister sanatsal hiç fark etmez. Eğer şiir diye bir şeye inanıyor ve Blaise Pascal‘ın uzun bir mektubunun sonunda yazdığı 

Je n’ai fait celle-ci plus longue que parce que je n’ai pas eu le loisir de la faire plus courte.
 
Daha kısa bir mektup yazacaktım fakat vaktim yoktu.
özrüne saygı duyuyorsanız sözleri bir kenara koymayın. Müzikalite, müziğin kaliteli olup olmadığıyla ilgilenen bir terim değildir. Müziğin ezgisinden, sözünden, armonisinden yani fiziki gerçekliğinden onu besleyen sosyolojisine kadar inen çok geniş bir yelpazenin kısacık tanımıdır. Dolayısıyla müzikalite çalışmak demek üç ritim kombinasyonu üzerine figür çalışmak demek değildir.

Cemal Süreya

Sözlerin zihinlerden uçmadığı bir müzik ve dans hayatı diliyorum.